<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Emrah Koçak Kişisel Sayfası</title>
	<atom:link href="http://emrahkocak.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://emrahkocak.wordpress.com</link>
	<description>Çeşitli konularda kişisel görüşler üzerine bir blog</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Nov 2009 20:23:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='emrahkocak.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/aab1bb890f171fa7852fd92836acd548?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Emrah Koçak Kişisel Sayfası</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://emrahkocak.wordpress.com/osd.xml" title="Emrah Koçak Kişisel Sayfası" />
	<atom:link rel='hub' href='http://emrahkocak.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Pazar Rüyası</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/11/03/pazar-ruyasi-2/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/11/03/pazar-ruyasi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 21:04:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/2009/11/03/pazar-ruyasi-2/</guid>
		<description><![CDATA[Küçük küçük parçalara ayırdığı gazete kağıtlarını evin balkonundan aşağı atıyor, kağıtlar havadaki hafif rüzgarla bir sağa bir sola giderek yavaşça gökyüzüne yükseliyor, sonra gözden kayboluyordu. Elindeki kâğıtlar bitince, içindeki uçma isteğine daha fazla karşı koyamadı ve o kâğıtlar gibi uçmak için balkonun demirlerinden dikkatlice diğer tarafa geçti. Kalbi heyecandan patlayacak gibiydi ve korkudan bir türlü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=230&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük küçük parçalara ayırdığı gazete kağıtlarını evin balkonundan aşağı atıyor, kağıtlar havadaki hafif rüzgarla bir sağa bir sola giderek yavaşça gökyüzüne yükseliyor, sonra gözden kayboluyordu. Elindeki kâğıtlar bitince, içindeki uçma isteğine daha fazla karşı koyamadı ve o kâğıtlar gibi uçmak için balkonun demirlerinden dikkatlice diğer tarafa geçti. Kalbi heyecandan patlayacak gibiydi ve korkudan bir türlü gözlerini açamıyor ve kendini boşluğa bırakamıyordu. Bir zaman öylece durdu, sonra gözlerini açıp aşağı baktı ve balkonun çok yüksekte olmadığını, düşerse sadece birkaç yerinin kırılıp, yine de hayatta kalabileceğini ve sadece altı yaşında olduğu için hızlıca iyileşeceğini düşündü ve bir anlık bir cesaretle gözlerini kapayıp kendini boşluğa bıraktı. İçinde bir anda oluşan o boşluk duygusu ne kadar güzledi öyle! Kelimelerle anlatılamayacak o anın hiç bitmemesini istiyor, tadını çıkarmaya çalışıyor ama bir yandan da korkuyla yere çakılacağı anı bekliyordu. İçinde gitgide artan ve daha tatlı bir hale gelen boşluk duygusu başka hiçbir şeye benzemiyordu. “Allah’ım demek ki uçmak böyle güzel bir şey! Özgürlük işte bu!”  diye geçirdi içinden.</p>
<p>Diğer taraftan yere çakılmanın ve bu güzel duygunun yerini çok şiddetli bir acı hissinin alacağı fikri ve korkusu arttıkça artıyordu. Gözlerini açıp bakmazsa bu korkuya daha fazla dayanamayacağını anladı ve gözlerini açtı, aşağı baktı ve yere çakılmak yerine aynı balkondan attığı kağıtlar gibi yavaşça yükseldiğini, oturduğu apartmanın, yolların, arabaların çok aşağıda kaldığını gördü. Böylesine özgür, böylesine güzel başka bir duygu yoktu. Tek sıkıntısı ise nereye nasıl uçacağına kendinin karar verememesiydi. Olsun öyle ya da böyle havadaydı ve balkondan aşağı bıraktığı kağıtlar gibi havada özgürce süzülüyor, usulca yükseliyor ve bulutlara yaklaşıyordu.</p>
<p>Yükseldikçe yükseldi, bulutların da üstüne çıktı ve yükselmesi durdu. Artık bulutlardan başka bir şey görünmüyordu. Dünyadan, insanlardan ve bütün sıkıntılarından kurtulmuş, yepyeni bir dünyaya gelmişti. Bu bembeyaz dünyada sadece mutluluk, güzellik ve kendisi vardı. Yüzünde oluşan tebessümle derin ve huzurlu bir uyku için gözlerini kapadı.</p>
<p>Gözlerini açıp bir an nerede olduğunu anlamak için boş gözlerle etrafa baktı ve evinde, yatağında olduğunu anladı. Gördüğü rüyanın etkisini hala hissediyor, tebessüm ediyordu. Yavaşça öbür tarafa döndü ve yatağın diğer yarısının boş olduğunu gördü. Elini çarşafın üstünde gezdirdi. “Çarşaf hala sıcak, fazla uzaklaşmış olamaz.” diye aklından geçirdi karısı için. Hala öyle kötü espriler yapabildiği için de anlamsızca güldü. Kolundaki saate baktı; saat 10’a geliyordu. Pazar günleri normal uyanma saati olduğu için kendiliğinden uyanmıştı ama hala uykusu vardı ve uykuya devam etmek istiyordu. Gözlerini tekrar kapayıp uyumaya çalıştı ama aklına karısı düştü. Ne kadar da kilo almıştı son yıllarda! Daha kırk yaşına bile gelmemişti ve gençliğindeki o güzelliğinden geriye neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Ona eskisi kadar aşık mıydı? Değildi herhalde. Mutlu muydu peki? Evet, mutluydu ve herhalde önemli olan da buydu. Onunla evlendiğine hiç pişman olmadığını düşündü ve sevindi. Şimdi de karısı mutfakta onun için kahvaltı hazırlıyordu. Sucuklu yumurtanın kokusu yatak odasına da gelmeye başladı ve birazdan uyandırılacağını bildiği için gözlerini sıkı sıkı kapayıp uykuya devam etmek istedi. Birkaç dakika geçmedi ki, küçük kızları kapıyı açtı ve onu öperek uyandırmak istedi. Babasının uyanmadığı her saniye biraz daha yükselen bir sesle babasını uyandırmaya çalışıyor, babası da bilerek uyuyor numarası yapıyordu. Kız, babasını kolundan sallamaya başladığı anda babası ani bir hareketle kızını kollarının arasına alıp yatağa yatırdı. Kızını karnından gıdıklıyor, bir yandan da öpüyordu. Karısı da içerideki gülüşmeleri duyunca yatak odasının kapısına geldi ve hayran hayran izlediği bu manzarayı bozmak istemese de, evde ekmeğin olmadığını ve kahvaltının hazır olduğunu söyledi. Baba ile kız oynamayı bıraktılar. Baba kendini tekrar yatağa attı ve uyumak istediğini söyledi ama karısı izin vermedi ve yarı uykulu, pijamasını değiştirmeden, üzerine bir mont alıp, ekmek almak için dışarı çıktı. Uykusu hala açılmamıştı ve açmaya da niyeti yoktu.  Bir an önce ekmeği alıp, o çok sevdiği pazar kahvaltısında, çok sevdiği sucuklu yumurtayı yiyip uykusuna devam etmek istiyordu. Böyle basit bir şey sıradan bir insan için güzel bir hayal olabiliyor. Hayat ne kadar garip!</p>
<p>Apartmandan çıktı ve karşı binanın altındaki markete baktı. Hedefe varıp, ekmek alıp eve dönecekti.  Karlarla kaplı boş sokaktan karşıya geçerken, sokağın başında aküsü bitmiş bir araba ve onu iten bir adam gördü. Biri de arabanın içinde direksiyonda duruyordu. Araba itmek tek başına yapılacak bir iş değildi ve etrafta kimse olmadığı için onu yardıma çağıracaklardı ama o istemiyordu ve başını öne eğerek hiç görmemiş gibi yaparak yürümek istedi. Birkaç adım atmıştı ki korkuyla beklediği sesi duydu: “Abi bir el at da şu arabayı itelim!”. Aslında hiç yardım edesi yoktu ama böyle bir duruma kendisi düşse yardım edecek birine muhtaç olacaktı. Kısa bir süre ne yapacağının kararını vermek için düşündü ve arabaya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Diğer adamla sağlı sollu arabanın arkasına geçip itmeye başladılar.</p>
<p>Ne kadar zaman olmuş araba itmeyeli! Bir adım, bir adım daha… Ne zaman çalışacak bu araba? Bir adım daha, bir adım daha… Hava ne kadar da soğukmuş böyle!&#8230; Bir adım, bir adım, bir adım daha… Ayağı kayıp düşmese bari!&#8230; Bir adım daha… Allah’ım bu araba ne zaman çalışacak?&#8230; Bir adım daha, bir adım daha, bir adım daha… Nefes mefes kalmadı! Kaç yıldır spor yapmıyordu acaba?&#8230; Bir adım, bir adım, bir adım daha… Karısı her sabah böyle araba itse kilolarını hep verirdi!&#8230; Bir adım daha, bir adım daha… Hala çalışmadı şu lanet araba!&#8230; Bir adım daha… Terden sırılsıklam oldu o buz gibi havada, hasta olmasa bari… Bir adım daha, bir adım daha… Ciğerlerine dolan soğuk havadan mahvoldu adamcağız… Bir adım daha… Arabadan ses mi geldi ne?&#8230; Bir adım daha… Yaşasın, araba çalıştı. Bırakabilirdi artık arabayı. İstemsiz bir adım daha ve bırakıverdi arabayı. Araba biraz daha ilerleyip sonra yavaşladı. Arabayı iten diğer adam teşekkür edip arabaya doğru koştu ve ön koltuğa bindi. Araba gözden uzaklaşırken o da halsiz bir şekilde olduğu yere çömeldi. Soğuk bir rüzgar esiyor, teri yavaşça soğuyor, ciğerleri hızla şişip boşalıyordu. Birkaç kere öksürdü. Hareket edecek hali kalmamıştı ama soğuyan sucuklu yumurtayı, ekmek bekleyen karısı ve kızını ve çok sevdiği Pazar kahvaltısını düşünüp ne olursa olsun kalkması gerektiğine karar verdi. Uykudan artık eser kalmamıştı. Sinirlendi. İçinden küfürler ederek markete girdi. Hala hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Ekmek alıp marketten çıktı. Paranın üstü olarak aldığı bozuklukları montunun cebine düşünmeden öylece attı.</p>
<p>Apartmana doğru yürürken başka birinin de girdiğini gördü. Peşinden koşup yakalamak istedi ama çok kötü durumdaydı. Bağırsaydı arkasından kapıyı tutması için tutar mıydı? Cesaret edip bağıramadı. Önündeki adam apartmanın kapısını anahtarla açıp içeri girdi ve kapı kendiliğinden kapandı. O da kapıya geldiğinde yanında anahtar olmadığı için evinin ziline bastı. Biraz bekledikten sonra kapı açılma sesi geldi. Kapıyı iteleyip içeri girdi. Nefesi hala düzensizdi. İçeri girdiğinde asansör kapısının tam kapanmak üzere olduğunu gördü. Bağırsa acaba kapıyı tutar mıydı? Bağıramadı. Kapı kapandı ve asansör en üst kata çıkıp daha sonra onu almak için isteksizce aşağı indi. Asansörün bütün katlardan geçmesini öylece, içinden küfürler savurarak ve öksürerek izledi. Gelen asansöre binip evinin olduğu katta indi. Evinin önüne geldiğinde kapının yarı aralı olduğunu gördü. Sucuk kokusu bütün albenisiyle burnuna doluyordu.</p>
<p>İçeri girdikten sonra ekmeği karısına verip banyoya gitti. Elini yüzünü yıkadı. Nefesi biraz düzelir gibi oldu ama öksürüklerinin aralıkları azalmaya başladı. Sofraya oturdu. Soğumuş olan sucuklu yumurtayı ve her birini özenle seçtikleri kahvaltılıkları ailece yediler. Kahvaltı boyunca öksürmesi hızlandı ve üstelik halsizleşmeye de başladı. Daha yarım saat önce hayalini kurduğu o güzel kahvaltının hemen ardından keyif uykusuna devam etme hayali artık gerçekleşemezdi çünkü o haliyle keyif uykusu değil hastalık uykusuna yatmak zorunda kalacaktı.</p>
<p>Rüyasında hala havadaydı ama artık altı yaşında değil, yetişkindi ve yavaşça yere yaklaşıyordu. Etrafında da kağıtlar hareketsiz, öylece havada duruyordu. Evinin olduğu caddeye yaklaşınca iki kişinin bir arabanın kapısını açmaya çalıştıklarını fark etti. Etrafta kimse yoktu ve bir süre uğraştıktan sonra kapıyı açtılar ama araba bir türlü çalışmıyordu. Arabanın çalışmadığına sevindi fakat yavaş yavaş onların yanına doğru iniyordu. Uçmak güzeldi ama nereye gideceğine kendisi karar veremiyordu. O an anladı: “kendin karar veremiyorsan uçmak bile özgürlük değildir!”</p>
<p>Dakikalar saniye gibi geçti ve içinde meydana gelen bir korkuyla, yere, hem de arabayı çalan adamların yakınına indi. Onlara görünmeden yürümek istedi fakat arabayı itmesi için çağırdılar. Hiçbir şey diyemedi, halbuki içinden neler geçiriyordu. İstemeye istemeye hırsızlara yardım etmek zorunda kaldı. Arabanın arkasına hırsızlardan biri onla beraber sağlı sollu geçti, diğer hırsız da direksiyondaydı. Arabayı itmeye çalışıyorlar ama araba hareket etmiyordu. Ne kadar kuvvet uygulasalar da araba sanki daha da ağırlaşıyordu. Dakikalarca uğraştılar, bütün güçlerini kullandılar araba hareket etmedi. Terden sırılsıklam oldu ve oradan kaçıp gitmek istiyor ama bir şey diyemiyordu. Sonra başını kaldırıp arabanın içine baktı. O an anladı arabanın neden hareket etmediğini. Karısı arka koltuğa oturmuş, küçük tüpte sucuklu yumurta yapıyordu. Üstelik karısı çok daha fazla şişmanlamıştı. İçinden hırsızlara bağırmak, küfretmek geldi. Vücudunu sinirden bir ateş bastı ve bütün gücünü toplayıp bağırmaya başladığı anda gözlerini açtı.</p>
<p>Uyandığında terden sırılsıklam olmuş ateşler içinde yatıyordu. Karısının mutfakta bir şeyler yaptığını tabak çanak seslerinden anladı. “Nane limon değildir inşallah!” diye düşündü. Gözlerini kapadı ve az önce gördüğü rüya ve arabasına yardım ettiği adamlar aklına geldi. “Orospu çocukları!” dedi kısık sesle ve uyumaya çalıştı…</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/230/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/230/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=230&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/11/03/pazar-ruyasi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SOA Suite 11g Hakkında İlk İzlenimler</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/08/soa-suite-11g-hakkinda-ilk-izlenimler/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/08/soa-suite-11g-hakkinda-ilk-izlenimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 20:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[BPEL]]></category>
		<category><![CDATA[11g]]></category>
		<category><![CDATA[oracel]]></category>
		<category><![CDATA[oracle soa suite 11g]]></category>
		<category><![CDATA[soa]]></category>
		<category><![CDATA[suite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[Oracle Fusin Middleware 11g bir süre önce piyasaya sürüldü. Benim ilgilendiğim kısım olan SOA Suite ile ilgili ilk izlenimlerimi anlatmaya çalışacağım. Bildiğiniz gibi SOA Suite 10g&#8217;de BPEL ve ESB projeleri applicationların altında proje olarak açılıyor. Bir applicationa istediğinizi kadar BPEL ve ESB süreci koyabilirsiniz. Bu süreçleri birbirleriyle ilişkilendirme işi süreçlerin içinde yapılır. Projeleri tek tek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=199&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oracle Fusin Middleware 11g bir süre önce piyasaya sürüldü. Benim ilgilendiğim kısım olan SOA Suite ile ilgili ilk izlenimlerimi anlatmaya çalışacağım.<br />
Bildiğiniz gibi SOA Suite 10g&#8217;de BPEL ve ESB projeleri applicationların altında proje olarak açılıyor. Bir applicationa istediğinizi kadar BPEL ve ESB süreci koyabilirsiniz. Bu süreçleri birbirleriyle ilişkilendirme işi süreçlerin içinde yapılır. Projeleri tek tek deploy edebilirsiniz. 11g&#8217;de bu durum biraz değişmiş durumda. ESB&#8217;nin yerini Mediator diye bir ürün almış durumda. Ayrıca bir de Oracle&#8217;ın, ESB&#8217;yi değiştirdiği ve geliştirdiği OSB ürünü var. BPEL aynen devam etmekte. Artık applicationlar Composite diye açılıyor. Büyük resmi buradan görüyoruz. BPEL, ESB ve Mediator süreçlerini Composite sürükleyip, aralarında ilişki kurabiliyoruz. Daha sonra o süreçlerin üstüne tıklayıp tek tek tasarlayabiliyoruz. Deploy ederken de proje bazlı değil de application olarak tümden deploy ediyoruz.<br />
Görünüş ve kullanış olarak 10g&#8217;den çok daha iyi görünüyor. BPEL Process Manager, Weblogic üzerinde çalışıyor ve Weblogic ile entergrasyon şimdilik sorunsuz gibi görünüyor. 10g&#8217;de olduğu gibi 11g&#8217;de de birkaç patch set çıkacaktır. Henüz hataları görebilecek kadar inceleme fırsatım olmadı. İleride karşılacağım hataları ve çözümlerini de paylaşacağım.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/199/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/199/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=199&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/08/soa-suite-11g-hakkinda-ilk-izlenimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BPEL&#039;de Senkron ve Asenkron Süreçler</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/05/bpelde-senkron-ve-asenkron-surecler-2/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/05/bpelde-senkron-ve-asenkron-surecler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 14:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[BPEL]]></category>
		<category><![CDATA[aseknron]]></category>
		<category><![CDATA[orabpel]]></category>
		<category><![CDATA[oracle]]></category>
		<category><![CDATA[oracle bpel]]></category>
		<category><![CDATA[senkron]]></category>
		<category><![CDATA[soa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[BPEL&#8217;de yeni bir süreç açtığınızda karşınıza 3 seçenek çıkar : asynchronous(asenkron), synchronous(senkron) ve empty(boş) project. Empty proje de bir çeşit asenkron projedir. Senkron ve asenkronun arasındaki en temel fark ise, senkronun geriye cevap döndürmesi ve onu çağıran sürecin o cevabı beklemesi, asenkronu ise çağıran sürecin cevap beklememesi olarak düşünebiliriz. Bir BPEL süreci oluşturmadan önce süreçlerin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=237&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BPEL&#8217;de yeni bir süreç açtığınızda karşınıza 3 seçenek çıkar : asynchronous(asenkron), synchronous(senkron) ve empty(boş) project.<br />
Empty proje de bir çeşit asenkron projedir. Senkron ve asenkronun arasındaki en temel fark ise, senkronun geriye cevap döndürmesi ve onu çağıran sürecin o cevabı beklemesi, asenkronu ise çağıran sürecin cevap beklememesi olarak düşünebiliriz.<br />
Bir BPEL süreci oluşturmadan önce süreçlerin tasarlanması, alt süreçlerin dizayn edilmesi ve süreçlerin birbirlerini nerede hangi şekilde(senkron, asenkron) çağıracağını tasarlamak gerekir. BPEL programlama da normal progmramlamadan farksız olarak tasarlanmalıdır. Bir c++ programında nasıl metotlar yapıp onları defalarca ve farklı yerlerde çağırıyorsak, BPEL&#8217;de de yine alt süreçler aracılığıyla bu işi yapabiliriz. c++ programlama da geriye değer dönen bir metodun karşılığı BPEL&#8217;de senkron, değer dönmeyen sadece bir iş yapan metodun karşılığı ise asenkron olarak düşünebiliriz.<br />
Yeni bir BPEL processi oluştururken bunlara dikkat etmek gerekir.<br />
senkron ve asenkronun kullanıldığı yerleri size basit ama sık karşılaşılabilecek bir örnekle anlatmak istiyorum:<br />
Elimizde bir proje var, bu proje gereği bir yerden veriler dakikada ortalama 1000 tane olarak alınıp, işlenip başka bir yere gönderilmesi gerekiyor. Bu projeyi 2 sürece böldük diyelim. Birincisi verileri alıyor ve alt süreci her veri için tek tek tetikliyor. İkincisi yani alt süreç ise gelen tek veriyi işleyip ilgili yere gönderiyor. Yani ilk süreç dakikada 1 kere çalışırken, alt süreç 1000 kere, her data için ayrı ayrı çalışıyor. Burada önemli olan eğer verilerin alt sürece sırasıyla gönderilmesi gerekiyorsa  o zaman alt süreç senkron olmalıdır. Bu sayede bir döngü içinde teker teker çağrılan alt süreç öncekinden cevap geldikten sonra tetiklenir. İşlemler biraz yavaş olur, çünkü seri işleme yapılır. Eğer sıra önemli değilse o zaman alt süreç asenkron olabilir. Bu şekilde olursa döngü içerisinde alt süreçler hemen tetiklenirler ve paralel çalışırlar. Senkrona göre çok hızlı olur ama sıra tabi ki korunmaz.<br />
Umarım senkron ve asenkron arasındaki farkı anlatabilmişimdir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/237/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/237/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=237&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/05/bpelde-senkron-ve-asenkron-surecler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BPEL&#8217;de Senkron ve Asenkron Süreçler</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/05/bpelde-senkron-ve-asenkron-surecler/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/05/bpelde-senkron-ve-asenkron-surecler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 14:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[BPEL]]></category>
		<category><![CDATA[aseknron]]></category>
		<category><![CDATA[orabpel]]></category>
		<category><![CDATA[oracle]]></category>
		<category><![CDATA[oracle bpel]]></category>
		<category><![CDATA[senkron]]></category>
		<category><![CDATA[soa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[BPEL&#8217;de yeni bir süreç açtığınızda karşınıza 3 seçenek çıkar : asynchronous(asenkron), synchronous(senkron) ve empty(boş) project. Empty proje de bir çeşit asenkron projedir. Senkron ve asenkronun arasındaki en temel fark ise, senkronun geriye cevap döndürmesi ve onu çağıran sürecin o cevabı beklemesi, asenkronu ise çağıran sürecin cevap beklememesi olarak düşünebiliriz. Bir BPEL süreci oluşturmadan önce süreçlerin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=195&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BPEL&#8217;de yeni bir süreç açtığınızda karşınıza 3 seçenek çıkar : asynchronous(asenkron), synchronous(senkron) ve empty(boş) project.<br />
Empty proje de bir çeşit asenkron projedir. Senkron ve asenkronun arasındaki en temel fark ise, senkronun geriye cevap döndürmesi ve onu çağıran sürecin o cevabı beklemesi, asenkronu ise çağıran sürecin cevap beklememesi olarak düşünebiliriz.<br />
Bir BPEL süreci oluşturmadan önce süreçlerin tasarlanması, alt süreçlerin dizayn edilmesi ve süreçlerin birbirlerini nerede hangi şekilde(senkron, asenkron) çağıracağını tasarlamak gerekir. BPEL programlama da normal progmramlamadan farksız olarak tasarlanmalıdır. Bir c++ programında nasıl metotlar yapıp onları defalarca ve farklı yerlerde çağırıyorsak, BPEL&#8217;de de yine alt süreçler aracılığıyla bu işi yapabiliriz. c++ programlama da geriye değer dönen bir metodun karşılığı BPEL&#8217;de senkron, değer dönmeyen sadece bir iş yapan metodun karşılığı ise asenkron olarak düşünebiliriz.<br />
Yeni bir BPEL processi oluştururken bunlara dikkat etmek gerekir.<br />
senkron ve asenkronun kullanıldığı yerleri size basit ama sık karşılaşılabilecek bir örnekle anlatmak istiyorum:<br />
Elimizde bir proje var, bu proje gereği bir yerden veriler dakikada ortalama 1000 tane olarak alınıp, işlenip başka bir yere gönderilmesi gerekiyor. Bu projeyi 2 sürece böldük diyelim. Birincisi verileri alıyor ve alt süreci her veri için tek tek tetikliyor. İkincisi yani alt süreç ise gelen tek veriyi işleyip ilgili yere gönderiyor. Yani ilk süreç dakikada 1 kere çalışırken, alt süreç 1000 kere, her data için ayrı ayrı çalışıyor. Burada önemli olan eğer verilerin alt sürece sırasıyla gönderilmesi gerekiyorsa  o zaman alt süreç senkron olmalıdır. Bu sayede bir döngü içinde teker teker çağrılan alt süreç öncekinden cevap geldikten sonra tetiklenir. İşlemler biraz yavaş olur, çünkü seri işleme yapılır. Eğer sıra önemli değilse o zaman alt süreç asenkron olabilir. Bu şekilde olursa döngü içerisinde alt süreçler hemen tetiklenirler ve paralel çalışırlar. Senkrona göre çok hızlı olur ama sıra tabi ki korunmaz.<br />
Umarım senkron ve asenkron arasındaki farkı anlatabilmişimdir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/195/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/195/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=195&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/08/05/bpelde-senkron-ve-asenkron-surecler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Eskişehir&#039;den Bir Fotoğraf</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/28/181-2/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/28/181-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 13:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Memleketimden Mizah Manzaraları]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğrafı 2007 ya da 2008 yılında Eskişehir&#8217;de çektim. Eskişehir&#8217;i görenler, orada yaşayanlar, okuyanlar nerede çekildiğini hemen anlarlar zaten. Eskişehir&#8217;i bilmeyenler için anlatayım. Burası Eskişehir&#8217;in en kalabalık, merkezi ve tramvay hariç araç trafiğine kapalı caddelerine caddelerinden biri olan İki Eylül Caddesi üzerinde tarihi Esnaf Sarayı binasının önüdür. Eskişehir&#8217;in belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen&#8217;in heykele olan merakından dolayı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=236&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-180" title="eskisehirHeykel" src="http://emrahkocak.files.wordpress.com/2009/07/gorunt061.jpg" alt="eskisehirHeykel" width="640" height="430" />Fotoğrafı 2007 ya da 2008 yılında Eskişehir&#8217;de çektim. Eskişehir&#8217;i görenler, orada yaşayanlar, okuyanlar nerede çekildiğini hemen anlarlar zaten. Eskişehir&#8217;i bilmeyenler için anlatayım. Burası Eskişehir&#8217;in en kalabalık, merkezi ve tramvay hariç araç trafiğine kapalı caddelerine caddelerinden biri olan İki Eylül Caddesi üzerinde tarihi Esnaf Sarayı binasının önüdür. Eskişehir&#8217;in belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen&#8217;in heykele olan merakından dolayı şehrin çeşitli yerlerinde ilginç heykeller vardır. O heykellerden biri balık tutan bir balıkçı ve köpeği, biri bankta dedikodu yapan 2 kadın, biri ağları elinde bir balıkçı vs. Biri de şu resimdeki bavulunun üzerinde uyuklayan adam heykelidir. O anda, o fotoğrafı çektiğim anda ben de  etraftaki bir sürü insan gibi caddede yüürüyordum. Kafamı sola bir çevirdim ve heykele aynı heykelin pozisyonunda dayanmış bir adam gördüm. Cebimden telefonu çıkardım, kamerasını açtım ve kulağıma götürüp konuşuyormuş gibi yaptım. Bariz bir şekilde fotoğrafını çekseydim bir tepki alabilirdim ya da resmin doğallığı bozulabilirdi. Risk olarak da hedefi tutturamayabilirdim ama tutturumuşum:) Fotoğrafı çekene kadar geçen sürede adam biraz doğruldu, o ilk gördüğüm anki simetrik görüntü gitmişti ama yine de fena olmadığını düşünüyorum.Arka planda ise çoğunluğu buluşacağı kişileri bekleyen insanları görebilirsiniz, çünkü Esnaf Sarayı, Eskişehir&#8217;de en sık kullanılan buluşma yerlerindendir (bir diğeri Adalar Migros). Hem mizahi yanı, hem de az da olsa Eskişehir hakkında fikir verişinden dolayı sizlerle paylaşmak istedim bu fotoğrafı. Umarım beğenmişsinizdir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/236/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/236/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=236&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/28/181-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://emrahkocak.files.wordpress.com/2009/07/gorunt061.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">eskisehirHeykel</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Eskişehir&#8217;den Bir Fotoğraf</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/28/181/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/28/181/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 13:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Memleketimden Mizah Manzaraları]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğrafı 2007 ya da 2008 yılında Eskişehir&#8217;de çektim. Eskişehir&#8217;i görenler, orada yaşayanlar, okuyanlar nerede çekildiğini hemen anlarlar zaten. Eskişehir&#8217;i bilmeyenler için anlatayım. Burası Eskişehir&#8217;in en kalabalık, merkezi ve tramvay hariç araç trafiğine kapalı caddelerine caddelerinden biri olan İki Eylül Caddesi üzerinde tarihi Esnaf Sarayı binasının önüdür. Eskişehir&#8217;in belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen&#8217;in heykele olan merakından dolayı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=181&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-180" title="eskisehirHeykel" src="http://emrahkocak.files.wordpress.com/2009/07/gorunt061.jpg" alt="eskisehirHeykel" width="640" height="430" />Fotoğrafı 2007 ya da 2008 yılında Eskişehir&#8217;de çektim. Eskişehir&#8217;i görenler, orada yaşayanlar, okuyanlar nerede çekildiğini hemen anlarlar zaten. Eskişehir&#8217;i bilmeyenler için anlatayım. Burası Eskişehir&#8217;in en kalabalık, merkezi ve tramvay hariç araç trafiğine kapalı caddelerine caddelerinden biri olan İki Eylül Caddesi üzerinde tarihi Esnaf Sarayı binasının önüdür. Eskişehir&#8217;in belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen&#8217;in heykele olan merakından dolayı şehrin çeşitli yerlerinde ilginç heykeller vardır. O heykellerden biri balık tutan bir balıkçı ve köpeği, biri bankta dedikodu yapan 2 kadın, biri ağları elinde bir balıkçı vs. Biri de şu resimdeki bavulunun üzerinde uyuklayan adam heykelidir. O anda, o fotoğrafı çektiğim anda ben de  etraftaki bir sürü insan gibi caddede yüürüyordum. Kafamı sola bir çevirdim ve heykele aynı heykelin pozisyonunda dayanmış bir adam gördüm. Cebimden telefonu çıkardım, kamerasını açtım ve kulağıma götürüp konuşuyormuş gibi yaptım. Bariz bir şekilde fotoğrafını çekseydim bir tepki alabilirdim ya da resmin doğallığı bozulabilirdi. Risk olarak da hedefi tutturamayabilirdim ama tutturumuşum:) Fotoğrafı çekene kadar geçen sürede adam biraz doğruldu, o ilk gördüğüm anki simetrik görüntü gitmişti ama yine de fena olmadığını düşünüyorum.Arka planda ise çoğunluğu buluşacağı kişileri bekleyen insanları görebilirsiniz, çünkü Esnaf Sarayı, Eskişehir&#8217;de en sık kullanılan buluşma yerlerindendir (bir diğeri Adalar Migros). Hem mizahi yanı, hem de az da olsa Eskişehir hakkında fikir verişinden dolayı sizlerle paylaşmak istedim bu fotoğrafı. Umarım beğenmişsinizdir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/181/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/181/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=181&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/28/181/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://emrahkocak.files.wordpress.com/2009/07/gorunt061.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">eskisehirHeykel</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Giderayak</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/24/giderayak/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/24/giderayak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2009 05:42:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[giderayak]]></category>
		<category><![CDATA[kanık]]></category>
		<category><![CDATA[orhan]]></category>
		<category><![CDATA[orhan veli kanık]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/24/giderayak/</guid>
		<description><![CDATA[Handan, hamamdan geçtik, Gün ışığındaki hissemize razıydık; Saadetinden geçtik, Ümidine razıydık; Hiçbirini bulamadık; Kendimize hüzünler icadettik, Avunamadık; Yoksa biz&#8230; Biz bu dünyadan değil miydik? Orhan Veli KANIK<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=178&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Handan, hamamdan geçtik,<br />
Gün ışığındaki hissemize razıydık;<br />
Saadetinden geçtik,<br />
Ümidine razıydık;<br />
Hiçbirini bulamadık;<br />
Kendimize hüzünler icadettik,<br />
Avunamadık;<br />
Yoksa biz&#8230;<br />
Biz bu dünyadan değil miydik?</p>
<p>Orhan Veli KANIK</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/178/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/178/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=178&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/24/giderayak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Süper Kahramanlar</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/22/super-kahramanlar/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/22/super-kahramanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 12:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek adam]]></category>
		<category><![CDATA[batman]]></category>
		<category><![CDATA[süpermen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/22/super-kahramanlar/</guid>
		<description><![CDATA[Süper kahramanlar gerçek hayatta yaşasalardı ne iş yaparlardı. Şöyle bir tahmin yapalım Superman: Sirklerde, havayolu şirketlerinde(gözcü olarak), arama kurtarma ekiplerinde çalışabilir. Kötü bir adam olsaydı kapkaççılık, röntgencilik yapabilirdi. Batman: Emniyette çalışıp geceleri devriye gezebilirdi, bar girişlerinde korumalık yapabilir, mafyanın sağlam bir adamı olabilirdi. Örümcek Adam: Binaların dış boyasını, cam temizliklerini yapabilir, profosyonel hırsızlık yapabilir, itfaiyeye [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=174&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Süper kahramanlar gerçek hayatta yaşasalardı ne iş yaparlardı. Şöyle bir tahmin yapalım</p>
<p><strong>Superman</strong>: Sirklerde, havayolu şirketlerinde(gözcü olarak), arama kurtarma ekiplerinde çalışabilir. Kötü bir adam olsaydı kapkaççılık, röntgencilik yapabilirdi.</p>
<p><strong>Batman</strong>: Emniyette çalışıp geceleri devriye gezebilirdi, bar girişlerinde korumalık yapabilir, mafyanın sağlam bir adamı olabilirdi.</p>
<p><strong>Örümcek Adam</strong>: Binaların dış boyasını, cam temizliklerini yapabilir, profosyonel hırsızlık yapabilir, itfaiyeye yardım edebilirdi.</p>
<p><strong>Ninja kaplumbağalar:</strong> Pizzacılarda, pidecilerde, inşaatlarda çalışabilirlerdi. Donatello üniversitelerde akademik bir personel de olabilirdi. Kötü olsalar da bir çete kurup şehre ve insanlara zarar verebilirlerdi.</p>
<p><strong>Buz Adam:</strong> Barlarda, tatil köylerinde, itfaiyede çalışabilirdi.</p>
<p><strong>Ateş Kadın:</strong> Ateşe ihtiyaç duyulan her yerde, ocak başlarında, piknik alanlarında vs. Kötü olsa onu durdurmak muhtemelen çok zor olurdu.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/174/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/174/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=174&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/22/super-kahramanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Doğumgünü Mutsuzu</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/20/dogumgunu-mutsuzu/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/20/dogumgunu-mutsuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 14:57:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[doğumgünü]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Dokuzuncu ayın dokuzuydu doğum günü ve son birkaç yıldır yıllardan 2009 olmasını bekliyordu. O yıl doğum gününde bütün rakamlar 0 ve 9 olacaktı ve bütün rakamların 0 ve 9 olduğu o gün kendisinin günü olacaktı. Bütün evren ona hizmet edecek, her istediği olacak, bir günlük de olsa evrenin en önemli insanı olacaktı. O gün neler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=169&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuzuncu ayın dokuzuydu doğum günü ve son birkaç yıldır yıllardan 2009 olmasını bekliyordu. O yıl doğum gününde bütün rakamlar 0 ve 9 olacaktı ve bütün rakamların 0 ve 9 olduğu o gün kendisinin günü olacaktı. Bütün evren ona hizmet edecek, her istediği olacak, bir günlük de olsa evrenin en önemli insanı olacaktı. O gün neler yapabileceğinin hayallerini kuruyordu durmadan. Ne kadar yaklaşırsa o gün, içindeki heyecan artıyor, hayalleri ise azalıyordu. Bazı şeylerden fedakarlık yapabilirdi. Örneğin son model bir araba alınmasına gerek yoktu, ilk yıllardaki düşüncesine göre orta halli bir araba da alınabilirdi, yaşı büyüdükçe fikri değişiyordu, arabaya bile gerek yoktu şimdilik. Yaşına uygun hayaller kurması daha uygun olurdu. Örneğin okulun en yakışıklı çocukları ona çıkma teklif edebilirdi ve ya okullar açıldıktan sonra bütün sınavlardan hiç çalışmadan 100 alabilirdi. Bir diğer hayal ise çok iyi bir dizüstü, onun deyimiyle “laptop”, alınabilirdi. Türlü hayaller içinde bekliyordu doğum gününü uzun zamandır.</p>
<p>2009 yılının dokuzuncu ayının dokuzuncu günün gelmesine sadece dakikalar kalmıştı. Aynı zamanda 16 yaşına da basacağı o gün yaz tatilinin son haftalarının birine denk geliyordu. Yaz tatilini İzmir’deki yazlıklarında vur patlasın çal oynasın geçirmişlerdi. Yaklaşık 2 ay annesi ve kardeşiyle orada kalmışlardı. Babası ise hafta sonları yanlarına gelebiliyordu. Hafta içleri babasını özlüyordu ama hafta sonları da babasının baskıcı tutumundan rahatsız olup içinden bir an önce gitmesini istiyordu. Eylülün hemen başında dönmüşlerdi yazlıktan ve şehrin o aşırı çekilmez sıcağı da kalmamıştı. Zaten evlerindeki klimadan dolayı sıcaktan pek rahatsız olmuyorlardı ama dışarı çıkınca sıcak çekilmez bir hal alabiliyordu. Artık eylül ayındalardı ve sıcak umrunda değildi pek. Üstelik 2009 yılının eylül ayıydı o. Hiçbir şey moralini bozamaz ve hayal kurmasını engelleyemezdi.</p>
<p>Derken saat 00:00 oldu. O gün gelmişti. Kendi krallığını kuracağı güne girmişlerdi artık. Kanının akış hızı, kalbini atış hızı en yüksek seviyeye çıkmıştı. Birilerinden bir şeyler bekliyordu kimden olduğunu umursamadan, fakat aileden hiç kimse kutlamadı o anda doğum gününü, zaten annesi ve babası uyuyordu ve kardeşi de bilgisayar başındaydı. Telefonuna arkadaşlarından birkaç mesaj geldi. Tebessüm etti ve cevap yazdı hepsine. Heyecandan kalbi çok hızlı çarpıyordu. Bir sevgilisi olsa onun nasıl bir mesaj atmış olabileceğini hayal etti. Kısa sürdü bu hayali ve mesajlar yazmaya devam etti. Yaklaşık bir saat sonra mesaj yazmayı bitirdi. Kardeşine baktı uzandığı yatağından, hiç oralı değildi. Biraz suratı asıldı. Hiçbir şey demeden uyudu.</p>
<p>Sabah saat 8’de gözlerini bir araladı. Gelen güneşten rahatsız olmuştu. Saate baktı daha çok erkendi kalkmak için. Diğer tarafa döndü ve aklına o günde olduğu geliverdi. Gözleri cin gibi açıldı. Yataktan kalktı. Üstünü giyindi ve kahvaltı yapan babası ve ona eşlik eden annesinin yanına gitti. İkisini de öptü. Anne babası çok şaşırdı bu davranışa ama çok da mutlu oldular. İkisi de doğum gününü kutladılar kızlarının ve akşama kendi aralarında kutlamak üzere anlaştılar. Kızın beklentisi bu yönde değildi elbette, üzüldü, belli etmedi. Belki bir sürpriz yapacaklardır düşüncesiyle kendini toparladı. Kahvaltısı biten babasını öperek işe uğurladı.</p>
<p>Saat öğlen 12 olmuştu ve arkadaşlarıyla buluşmak için evden çıkmaya hazırlanıyordu. Kardeşi yeni uyanmıştı. Uykulu uykulu salona gelirken annesinin uyarısıyla ablasının doğum gününü kutladı. Teşekkür etti ablası ve evden çıktı. Aslında gün çok kötü başlamıştı. Ailesinden beklediği gibi bir tepki görememişti. Belki de büyüdüğü için öyle olduğunu düşündü. Zaten o gün hiçbir şey onun moralini bozamazdı. Yıllardır beklediği o gün gelmişti. Dokuzuncu ayın dokuzuncu günü üstelik yıl da 2009. Onun günüydü o gün. Herkesin onun mutluluğu için seferber olduğu, bütün evrenin ona hizmet edeceği gün.</p>
<p>Arkadaşlarıyla buluşacağı kafeye gitti fakat kimse gelmemişti. Kafe de Ramazan ayında olunduğu için zaten çok tenhaydı. Bir kola ve gazete istedi garsondan. Gazeteyi okumak değildi amacı. Tarihe baktı doğruca: “9 Eylül 2009”. Hoşuna gitti. Keşke “09/09/09” şeklinde yazsalardı diye düşündü ama çok da önemsemedi. Hiç bir şey bozmayacaktı moralini. Zaten birazdan arkadaşları gelecekti, doğum gününü kutlayacaklardı ve çeşitli hediyeler alacaktı.</p>
<p>Gazetede bir haber dikkatini çekmişti. Habere dalmış okurken hep bir ağızdan “iyi ki doğdun” diye şarkı söyleyen ve ellerinde mumları yanan bir pastayla başında biten arkadaşlarını gördü. Şaşırmıştı. Sürpriz yapmak isteyen arkadaşları amaçlarına ulamışlardı. Çok mutlu oldu arkadaşlarının bu davranışından. O gün ilk defa bir şey hayal ettiğinden daha iyi olmuştu. Çok mutlu oldu. Gözleri dolu dolu mumlara üfledi, pastadan bir dilim kestikten sonra garsonlar pastayı servis etmek üzere aldılar.</p>
<p>Arkadaşlarının hepsine tek tek sarıldı. 6 kişiydiler. Hepsi de çok şık ve mutluydu. Garsonlar içecek olarak ne istediklerini sordu. Kimi kola kimi de meyve suyu istedi. Pastalar gelene kadar herkes hediyesini verdi. 3 arkadaşı birleşerek pembe güzel bir kazak almışlardı. Çok beğendi. Diğer bir arkadaşı yeni çıkmış bir kitap hediye etti. Kalan iki arkadaşı da bir ucuz ama güzel görünümlü bir cüzdan hediye ettiler. Aslında hediyeyi sadece biri almıştı ama diğeri hediye almayı unuttuğunu söyleyince arkadaşına ortak olmuştu. Cüzdanın üstünde “9” yazıyordu. Her ne kadar hediyeler istediği gibi olmasa da çok beğenmiş gibi göründü. Yaşları 15, 16 arasında olduğu için paraları ancak onalar yeterdi zaten.</p>
<p>Pastalar ve içecekler geldi, yenildi, içildi sohbet edildi ve teker teker kalkmaya başladılar. Kimi başka arkadaşlarıyla buluşacaktı, kimi evden ancak o kadar izin alabilmişti. En son 3 kişi kalınca beraber kalktılar ve evlere dağıldılar.</p>
<p>Eve vardığında saat 4’e geliyordu. Duş aldı. Pijamalarını giyip odasına gitti. Biraz uyudu. Uyandığında babası eve gelmişti. Annesi salonda pastayı hazır etmiş, mumları dikmişti. Yüzünü yıkayıp salona gidince babası yaktı mumları. Yine şarkılar, yine üflemeler, hediyeler, hayal kırıklıkları ve sahte bir mutluluk. Yıllardan beri beklediği o günün artık son saatlerine gelinmişti. Bütün evrenin ona hizmet etmesi gerektiği gün sıradan bir doğum günü olarak geçmişti. Pastalar yendi. Televizyon açıldı. Pencereden ezan sesi geliyordu.</p>
<p>Saatler evin için de biraz televizyon, biraz bilgisayar başında, elde telefon, masada türlü çerezler ve bardaklarda içecekle geçti. Zaten bu durum o güne has değildi. Evdeki her günü benzer şekilde geçiyordu.</p>
<p>Saatler 00:00 olduğunda yıllardır beklediği o gün geçmişti. Artık dokuzuncu ayın onuncu gününe girmişlerdi. Hiçbir şey hayal ettiği gibi değildi. Ne annesinin aldığı pantolonu, ne babasının aldığı kalem setini ne de kardeşinin aldığı bereyi beğenmişti. Aslında ne beklediğini o da bilmiyordu. Sadece beklemişti o kadar. Çok iyi şeyler olacağını düşünmüştü o gün, ama beklediği kadar iyi şeyler olmadı. Mutsuz bir şekilde battaniyeyi üstüne çekti ve uyumaya çalıştı.</p>
<p>O gün aslında neler olduğunu hiç göremedi. Sabah uyandığında bir yatağı vardı. Dünyanın birçok yerinde milyonlarca çocuk yatacak yatak bulamıyordu. Sabah uyandığında gözlerine gelen güneşten rahatsız oldu ama milyarlarca insan güneşe muhtaç yaşıyordu dünyada. Hala hayatta ve hiçbir hastalığı, rahatsızlığı olmayan anne babasını bir kere daha görebildi birçok insanın sahip olamadığı evlerinin içinde ve onların yanına gidip öpebildi, milyonlarca özürlü insanın aksine. Arkadaşları vardı ve bir doğum günü için bir kafede, dünyanın çeşitli yerlerindeki insanların ellerine geçemeyecek kadar çok para harcadılar. Alınan hediyeleri beğenmezlik yaptı içinden. Birçok insanın babasının eve gelemediği o akşam, babası eve sağ salim gelebilmişti. Evlerinde çeşitli yiyecekler ve imkanlarla bir akşam daha geçirdiler. Yatağına gitti ve mutsuz bir şekilde uyudu. Aynı saatlerde bir evsiz uyuyacak bir bank, bir sokak çocuğu yiyecek yarım ekmek, Afrika’da bir baba çocukları için biraz su, savaş olan bir yerde bir çocuk yatmak için güvenli bir yer bulmuştu ve hepsi o gün çok mutlu uyumuşlardı. Saatin ve günün ne olduğu umurlarında değildi.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/169/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/169/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=169&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/20/dogumgunu-mutsuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Oysa Sevin Dedi Tanrı</title>
		<link>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/16/oysa-sevin-dedi-tanri/</link>
		<comments>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/16/oysa-sevin-dedi-tanri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 16:25:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emrahkocak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beğendiğim Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[altan]]></category>
		<category><![CDATA[özlü söz]]></category>
		<category><![CDATA[bana bir şeyhler oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[erkekli]]></category>
		<category><![CDATA[oysa sevin dedi tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/16/oysa-sevin-dedi-tanri/</guid>
		<description><![CDATA[Sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. Birini ya da bir şeyi seversiniz ya da çok seversiniz. Ama iş sevememeye gelince; Sonsuz seçenek vardır önünüzde. İster sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz, tiksinirsiniz, hatta sık sık nefret bile edersiniz. Ne yazık! Ne yazık, insan sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu. Oysa sevin dedi Tanrı. Adı sevgili [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=166&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. Birini ya da bir şeyi seversiniz ya da çok seversiniz. Ama iş sevememeye gelince; Sonsuz seçenek vardır önünüzde. İster sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz, tiksinirsiniz, hatta sık sık nefret bile edersiniz. Ne yazık! Ne yazık, insan sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu. Oysa sevin dedi Tanrı. Adı sevgili olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızını Ben seni seviyorum ama dur bakalım sende beni benim seni sevdiğim kadar seviyor musun? Oysa sevin dedi Tanrı.  Önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe, Karşılık istemeden, pazarlıksız sevin sizi seveni de, sevmeyeni de.</p>
<p>Yılmaz ERDOĞAN (Bana Bir Şeyhler Oluyor oyunundan)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/emrahkocak.wordpress.com/166/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/emrahkocak.wordpress.com/166/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=emrahkocak.wordpress.com&amp;blog=4667720&amp;post=166&amp;subd=emrahkocak&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://emrahkocak.wordpress.com/2009/07/16/oysa-sevin-dedi-tanri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/139fa801dc19f178d659a54fe7a59ae0?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">emrahkocak</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
